Cemal'in tutkusu,Edip'in votkası,Turgut'un saati,Ece'nin faytonu,İlhan'ın resmi ve Ülkü'nün mavi tilkisiyim.

Film is not dead!
-Mamiya 500 DTL-

www.twitter.com/mervetfreyja
Background Illustrations provided by: http://edison.rutgers.edu/

Günaydın.

Dikeni seven gülüne katlanır Roza,

Niçin daha önce yeryüzüne saklanıp

Bunu fısıldamadı ki ilham perisi Karakoç’a? 

Bu defa karakola bildiğim yoldan yürüyelim mi seninle?

Sahi sen hiç bir komiseri seyrettin mi söverken?

Hiç şiir okudun mu bir işkenceci yan koğuşta

Cebinden çıkan tüm imgeleri

Islak bir sopayla döverken?

Bir başka memleketteyiz şimdi,

Adamlar güzel değil.

İçeri kaç tane atarsan şairler hanım savcı

Sana o kadar öderler, bil.

Ki içlerine ne kadar atarsa şairler, 

O kadar ölürler, bil.

Bitmek bilmiyor artık geceler

Gözlerim sabahın üçünde cama çıkık

Ne günah işledimse yana yakıla.

Sahi, sen hiç 

Sen hiç linç edildin mi

Ekimden kalma tüm buğdaylar gibi.

Ah, Milena. Sabah oluyor

Oysa altından geçtiğimiz tüm bu aylar ne kadar silik.

Bak tam göğsünün şurasında 

Tüm bu raylar bitip

Güneş başlıyor her gün.

Günaydın.

EKLEM.

1. Ulussuz, sınırsız, sürgünsüz
Ve bir şair olamayacak kadar ünsüz.

2. Sen hiç?

3. Baker, Baker, Baker
Körotonomedya’da
Yüzeybilim Fragmanlar çeken.
Sahi Milena sen hiç
Sen hiç Beyin Ekran’ında
Beyin Ekran’ında Aşındırma Denemeleri yaptın mı?
Asidik bir çiçekle bir kalemle
Beynini yaktın mı?

4. Ben bir şair olamaz
Olamaz dedim ablam son nefesini alıp da vermeyince
Verse de sen anlasan bunu Milena
Beni değil ablamı tanısak önce 
İçim ferahlasa..
Gidiyorum ben bu.

5. Faytona bindik mi seninle hiç Paris’te?
Binmediysek bu büyük bir eksiklik.
Ya hu seninle biz şu kısacık ömrümüzde
Önümüzde koca bir tiyatro dururken
O duru kentte hiç mi nal izi bırakmadık?
Oysa sana ben Londra üzerinde 
Okuyacaktım bildiğim tüm tiratları.
Çok mu pahalıdır denizlerarası tren fiyatları?

6. Şimdi sen beni eğer karşılamayacaksan
Yangından kalma bir tren garında
Söyler misin ne anlamı var ki
Karşılaşamayacaksa çizmeler şiirler gözler
İki kaldırım arasında
Ayakta durmasının bu koca Dünya’nın?

7. Bugün okula gittim.
Defterimde yangın çıkarttım.
Artık sen bir yangın gülüsün.
Bunu da bir se
petek oyup taşır mı kadraj?
Kendimi sana sığdıramıyorum.

8. Özlemi pişirip senliyorum.

9. Oysa bir manası yok sana yazdığım tüm bu aşk şiirlerinin.
Ama yani şimdi sen söyle,
Her bir sen hak etmez mi bir Lavinia
Bir Pera, bir Vida, bir Roza,
Hatta bir Milena olmayı?
Hayır bayan, tüm bunları hafife almayın.
Şiir yüktür bizde, büyüktür.
Söyler misin M…..,
Denli bu yüreğini neyle büyüttün?

**

”Yeniden merhaba diyeceğim güneşe 
Gövdemde akan nehirlere 
Bulutlar gibi uzayıp giden düşünceme 
Benimle birlikte kuru mevsimlerden gecen 
Bahçemdeki ağaçların hüzünlü büyümesine 
Gecenin kokusunu hediye eden kargalara 
Yaşlılık biçimim olan ve aynada yaşayan anneme 
Tekrarlanan şehvetimle döllenen yeryüzüne 
Yeniden merhaba diyeceğim 
Geliyorum, geliyorum, geliyorum, 
Saçlarımla: Yeraltı kokularının devamı 
Gözlerimle: Karanlık tecrübesiyle 
Duvarların ötesinden kopardım dallarımla, 
Geliyorum, geliyorum, geliyorum, 
Ve aşkla dolu avluda bekleyen kıza 
Yeniden merhaba diyeceğim.”

Furuğ Ferruhzad

kuşlar kısa.

Merhaba Milena,

Engerekleri sulamayı unutmadın umarım,

Ruhunun balkon pervazındaki saksıları beslemeyi.

Vintage’i koyduğumuz bir valiz mesela 

En çok yakışan olmaz mı yanına

-alacakaranlık bir fransız sokağında?

Nesin Ben?

Ah sevgili fransız gülü; ben

Yarın gizli gizli çekeceğin o portrede

Maktülün omuzundan havalanan kuzgunum.

Seninle hiç fransız filmi seyretmedik, çok üzgünüm. 

Bir plakçılar çarşısı var iç kesimlerimde

Adımların var adım sen yoksun

Yoksun sen adım yok ben yokum

Tadım yok Mualla,

Git Mübeccel’le oyna.

Yorgunum yorgun Milena,

Her şey yorgun; ki dizlerine kurduğum

Bahçede soldu çektiğin tüm zakkum fotoğrafları.

Ben soyundum, soyundum, duydum

"Olympia’yla sevişmemişler bizden değildir."

**

* İsimsiz,yersiz-yurtsuz ve ünsüz şairden yeni güne yeni şiir.

Her neredeysen,okuduğumu gör diye yayınlıyorum.

Ben, kimsin?

Sorular cevabı bulma arzusuyla varolurdur

Demişti bilge bir adam bir keresinde.

Ah ki duyulan cevaba şehvettir arzudur ki

Telefon düşmez hiçbir nü resimde.

Kırıklıklarım var benim mesela,

Yıllarımı koyduğum bir masa

Üzerinde sigara delikli bir muşamba

Bir de cevaplarım var biriktirdiğim sana,

Soruları muamma ve soruldukları

Yerlerde mumlar var

-Görebiliyor musun net?

(ah sevgili yıldızlara biat et!)

Evimin önünde bir durak var

Bakalım tanıyabilecek misin şimdi,

Sahi, sen gördün mü hiç akdenizi?

Küçükken denize bakıp bakıp boğulduğum

Denize dalıp dalıp

Saçlarını rüzgarla gelen

Soluduğum o şehirde yaşıyorum.

"Yalnız bile değilim, daha çok unutulmuş"

Kurutulmuş yaprak gibi

Kara kapaklı bir lise defteri arasında.

Sen hep dur burada,

Ben şiirler yazarım sana

Ara sıra.

**

İsmini vermek istemeyen gizli şair,nesin sen?

Net göremiyorum net!

Mesela ben, taninmayan bir sair olarak

Olacagimdan degil ya, olur da olursa

Heybemde bir kirilgan durtu rejimiyle

Kapinda dogrulayabilirim dizlerimi

Bilirim seversin de sen

Gun boyu

Diz boyu bulutlarini izlemeyi.

Bak mesela madamoiselle

Hani uyuklu bir pazar sabahi biz sen ile

Mavi kuyruklu bir tilkiymiscesine

Ya da Maldiv uyruklu bir kirpi

Saclarina doktugum yollari sildin mi?

Toparlayamiyorum, birak daginik kalsin

Hani derler ya bir imza

Bir imza nelere imza atabilir

Iza zilzuletil..

Ah belki bir ebabil beni de kanatlarimdan tutup

Belki bir gun beni de

Cok mavisine deniz atabilir.

Bilirim bilirim o

Gemide

Sen de vardin.

Ah, nasil da silebilirim kapakciklarimdan sen o

Barda

Iste su kadardin.

Cakmak cebime sigardin.

via karambolekarartma. / kimsin acaba…